A A A

ali galip baltaoglu KPSS sorularını çalanlar yandaşlarını evlere çağırıp Fetih Suresi okuyarak  soruları dağıtmıştı. Bu olay basında dillendirildiği tarihlerde “Fetih Suresi Okuyarak Cehennemi Kazanmak!” başlıklı bir makale yayınlamıştım. (26 Mart 2015) http://www.usak.tv/fetih-suresi-okuyarak-cehennemi-kazanmak-makale,137.html0

Bu günlerde FETÖ olarak tanımlanan ve devletten temizlenmeye çalışılan örgüt, o günlerde ÖSYM’ye ve her türlü kurumun sınav merkezine nüfuz etmiş, soruları çalıyor, Fetih Suresi okunan ortamlarda taraftarlarına dağıtıyordu. Böylelikle bu milletin çocuklarının emekleri ve istikballeri çalınıyor, dini duyguların istismar edildiği mekanlarda ehliyet ve liyakat prensipleri imha edilerek ülkenin geleceği yok ediliyordu. Çalışanla çalışmayanı, bilenle bilmeyeni ayıran en önemli kriteri ortadan kaldıran “Emek Hırsızlığı” devlet kurumları aracılığıyla yapılmıştı. Biz bugün bu fiili işleyenlere FETÖ mensubu diyorsak ta o günlerde bu işin faali bizzat devletti! Zira devlet dediğimiz teknenin dümeni örgüte kaptırılmıştı!

Artık devir  değişti!  Galiba ve umarım sınav soruları artık çalınmıyor!  Ama işe alınmadan önce “Mülakat” adı verilen bir görüşme yapılıyor. Görüşmelerde adaylar puanlanıyor ve işe alımlar öyle yapılıyor.

Oysa, “Mülakat” TDK sözlüğüne göre iki anlama geliyor. Birincisi, “buluşma, görüşme,” ikincisi ise “bir işe alınacak kişiyi seçmek amacıyla, adaylarla tek tek ve yüz yüze konuşmak, görüşmek.”

İkinci anlamıyla eşitler arasında vuku bulması gereken  bu görüşmelere günümüzde başka bir anlam daha yüklenmiş ve bu görüşme  puanlama yapılan  sözde sözlü  bir sınav haline getirilmiştir.

Mülakat, artık   kavramsal anlamıyla “görüşme”yi  değil ölçütleri bilinmeyen bir sınavı ifade etmektedir. Bugün tecrübelerle biliyoruz ki; yapıldığı söylenen mülakatlarda kimi adaylara adı soyadı memleketi sorulması

yeterli görülürken, bazı adayları alanlarıyla ilgili bir çok soru sorulabilmektedir. Şayet adam doğru kapıyı bulmuşsa, halk ağzıyla söyleyecek olursak torpil sağlamsa soruları bilip bilmemesini bir önemi yoktur! Yani kalp bir sınavdır. Eşitlik ve hakkaniyet ölçülerinin söz konusu olmadığı hiçbir seçici özelliği bulunmayan bir hak yeme şeklidir.   

Yasal kılıf altında hukuka uygun olmayan  işlemler yapılmaktadır.  Mülakatlarda adaylara soru soruluyor ve cevapları isteniyor. Fakat bunun bir denetleme mekanizması yok!   Burada adaylara bir not verilip sınavda aldığı notla toplanıp ortalaması alınıyor  ve  yeni bir not oluşturuluyor. Aday sınavda yüksek not almış ise de, mülakatta aldığı not düşükse  memur öğretmen memur hakim savcı polis olarak atanamıyor. Çoğu zaman aksi mümkün oluyor.   Aday sınavda düşük not alıp  mülakatta üstün başarı gösteriyor. Her nasıl oluyorsa,  devletin yaptığı sınavda çok düşük not olanlar,  mülakatlarda 90/100 gibi puanlara mazhar olabiliyor ve memur yapılıyor. 

Örneğin KPSS yoluyla yapılan alan sınavında bir Fizik Öğretmeni adayı 100 üzerinden 88.295 puanla branşında Türkiye birincisi oluyor.  Ancak muhtemeldir ki yüksek öğretmenlik bilgisiyle donanmış, Milli Eğitim Teşkilatımızın ve/veya  fizik alanının seçkin dehaları tarafından yapılan mülakatta 54 alıyor ve öğretmen olarak atanamıyor!   Öğretmen adayı mülakatta sorulan tüm soruları bildiğini söylüyor. Fakat biz bunu bilemiyoruz. Çünkü mülakatı  denetleyen bir sistem ve kayıt  yok. Şairin bir kedisi bile yok. Mülakat yapan devletin (!)  ses görüntü kaydeden bir kamerası bile yok!

İşte dostlar, Türkçe’de biz bu tür işlemlere ve sonuçlarına   çeşitli tanımlar yaparız. Ali Cengiz oyunu deriz mesela.  Ketenpereye getirilmekte deriz. Argoda bu durumu anlatan bir çok kavram var. Onları söylememeyim.  Birileri vatandaşını aldatmış ve dolandırmıştır.   Bunu yapan devlet midir?  Vatandaşını aldatana devlet  denemez, denemez. Olursa devlet oratadan kalkar. Böyle bir devlet olmayacağı gibi böyle bir idari anlayış yaşama şansına sahip değildir. 

Kolay aldatılan durumuna düşen,  sazan yerine konan vatandaş gerçekte aldanıyor mu? Oltaya gelmiş oluyor mu? Hiç sanmıyorum!  Ülkeyi idare edenler 31 Mart yerel seçimlerinin sonuçlarını bir de bu açıdan okumalıdırlar.  

26 Mart 2015 tarihinde yayınladığımız “Fetih Suresi Okuyarak Cehennemi Kazanmak!” başlıklı makalemizde şu tespitte bulunmuşuz:   “Kuranda iki yüzlüler, münafıklar önemli bir konudur. Çokça ikiyüzlülerin taktikleri, psikolojileri tavırları anlatılarak deşifre edilirler. Kendilerine hizmet hareketi diyen ancak an itibariyle hezimet hareketine dönüşmüş bu yapı, hak yemenin   masum insanlara tuzak kurmanın şahikasına ulaştıktan sonra  başlarının belaya girmeyeceğini,  nasıl düşünmüşlerdir. ? Sünettulahtan haberi olan herkes bu işlerin mukadder sonucunu bilir.”  

Bu tür uygulamaların varacağı yer bellidir ve hiç kimse için hayırlı değildir.   Bu makaleyi yayınlayalı dört yıl oldu.  Aradan geçen tam dört yıldan sonra FETÖ ile mücadele ettiğini söyleyen  ve  bizim   bu konuda artık derin  şüphede olduğumuz  iktidar erkini kullanan kardeşlerime     Kur’an’dan   ve dinden hatırlatmalar eşliğinde bazı  sorularım   var? 

Yunus Suresi’nin  32. Ayetinde;   “Hak’tan sonra dalaletten/sapıklıktan başka ne vardır?” denilerek   hakkın hâkim olmadığı yerde dalaletin (sapıklığın) hâkim olacağı ifade edilmektedir. 

 Bu ayete iman ediyor musunuz?

 Nisa Suresi 58. Ayette “ALLAH emaneti sahiplerine vermemizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.”

 Buna inanıyor ve bu emirle amel ediyor musunuz?

Nisa Suresi 135 ayette Allah iman edenlere,  “Adaleti titizlikle ayakta tutun,  kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için doğruya şahitlik eden kimseler olun.  Şahitlikte bulunduğunuz kimseler ister zengin ister fakir olsun   Allah onlara sizden  daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, Sözü, yani eğer, sözü eğip  bükerseniz, doğruya şahitlik etmezseniz  yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız biliniz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır, diye sesleniyor.

Bu seslenişin muhatabı olarak gereğini yerine getiriyor musunuz? Allah’ın bütün yaptıklarınızdan haberdar olduğunu düşünüyor musunuz?

Mü’minun Suresi 8. ayette Müminlerin emanetlerine ve ahidlerine riayet ettiği belirtilmektedir.

Bu ayete inanıyor musunuz ve  sizi de tarif  düşünüyor musunuz? 

Zümer Suresi 9. Ayette “Allah’ın Bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını, aklı selim sahiplerinin bunu bildiğini ve öğüt aldığını söylemesi” sizin için  bir gerçeği  ifade ediyor mu?

Aklı selim öğüt alan insanlar mısınız? 

Bu bağlamda bilmeyeni bilenin önüne geçirmek sizi rahatsız eder mi? Veya ediyor mu?

Kısacası Allah’ın ayetlerine inanıyor ve riayet ediyor musunuz?   Allah’ın ayetleri yolunuzu aydınlatıyor mu?

Ben bütün bu sorulara olumlu cevap vereceğinizi çünkü aynı kitaba muhatap olduğumuzu düşünüyorum. Burada daha zor sorular ise  şunlar.

            Şayet Allah’ın ayetlerine riayet ettiğinizi söylüyor ve Allah’ın emir ve yasaklarını yaptığınız işlerde referans gösteriyorsanız, neden Mülakat yapıyorsunuz?

Objektif seçme ölçütlerini uygulamayıp,  sübjektifliği ve haksızlığı ilk bakışta görünen  iltimas  günahını neden işliyorsunuz ve/veya bu algıyı topluma yayan uygulamalara neden imza atıyorsunuz.

Neden adaletle hükmetmiyor, niçin, bilmeyenleri bilenlerinin önüne geçiriyorsunuz?

            Neden, ehliyeti, liyakati, adaleti ve hakkı gözetmiyor, kul hakkına giriyor ve zulmediyorsunuz? Zulmettiğinizin farkında değil misiniz?

Siz Tanrı mısınız? Tanrı yasalarını ortadan kaldırarak kendi kendinize yasalar koyup firavun ahlakıyla amel ettiğinizin farkında değil misiniz?  Kendi indi ve nefsi zaaflarınızı yasalaştırmanızın ve Allah’ın yasalarını çiğnemenizin Allah’a şirk koşmak olduğunu görmüyor musunuz?

Sakın Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah´tan başka velileriniz yoktur, sonra yardım da göremezsiniz. (Hud.113)

Ayeti size indi mi?

 Şayet indiyse,  bu tür işleri planlayanlar, karar alanlar, karara uyanlar, icra ettiğiniz her mülakatla Allah’ın yasalarını çiğnediğinizin, Tanrılık iddia ettiğinizin ve ayetler  mucibince mülakat mülakat ateşe yürüğünüzün farkında mısınız? 

Fethullah adlı sapık, bağlılarını “ ….sizin, dünyayı kaybetseniz bile ahiretiniz var! Allahınız var! Peygamberiniz var! Yalanınız yok, iftiranız yok, isnadınız yok, intikam duygunuz yok, kininiz yok, nefretiniz yok, fezâzetiniz yok (kötü ahlak), gayzınız yok, toplumun içine iftirak ve ihtilaf atmanız yok! Dolayısıyla öbür tarafta böyle reftâre (salınarak) yürüyor gibi cennet bahçelerinde yürüyeceksiniz,” diyerek motive diyor,  gerçekleri ve pisliklerini  böyle  örtüyor, Allah adıyla böyle kandırıyordu.

Sonuç olarak şunu bilesiniz.  Soru çalınarak gasbedilen HAK ve HAYATLARLARLA,  mülakat yaparak çalınan HAK ve HAYATLAR arasında sebepleri bakımından da sonuçları bakımından da  hiçbir fark yoktur.  Soru çalmanın yasa dışı olması, mülakatların nefsi  arzularınız istikametinde yasal kılıfa sahip olması sizi aldatmasın. Yasal olan birçok şey hukuki değildir!

Unutmayın bir zamanlar bu ülkede başörtüsü yasağı vardı. Gayet de yasaldı. Yasallığı Anaysa mahkemesi tarafından bile onaylanmıştı! Ama hukuka uygun değildi.   Bu sebeple   o gün bu yasakları yasallığını iddia ederek savunanlar, bugün ağızını açıp tek laf etmiyor, edemiyor. Çünkü uygulama  hukuki değildi ve  maşeri vicdanda  mahkum olmuşlardı.  Aşındı sündü pörsüdü ve yok oldu. Çağdışı yasa kalktı.

Ey iktidar erkini kullanan etkili ve yetkili kardeşlerim.

 Şeytan sizlere günahları süslü gösteriyor, fark edin artık (Hicr39).  Allah sizin tasavvurlarınızın çok ötesinde görün  bilin anlayın artık. O hiç bir şeye benzemez(Nahl 60). İnsan oğlunun torpil ve iltimas dünyasının, küçük beyniyle ürettiği illüzyonların çok ötesinde bir yaratıcıdır. İllüzyon insanlar içindir. Allah’a işlemez. Kimse Allah’ı aldatmaz!

Allah adaleti emreder.  Siz de  görüyor ve biliyorsunuz ki bu şekliyle mülakat adalet değil kul hakkına girme yoludur. Yapmayın, etmeyin,  ne olur  bu yanlışlardan dönün!  Adıyla kandıranları helak eder Allah (cc)!  Sünnetullahtır bu!

Ne yapalım derseniz cevap çok basit.  Soruları çaldırmayın.  Sınavınızı düzgün yapın. Kazananların güvenlik soruşturmasını da  yapın.  Şayet mülakat yapacaksınız,  mesleğin özelliğine göre mülakat anlamıyla yapın.  Yani aday kel mi, kör mü, konuşma bozukluğu var mı bunu görmek için yapın. Sonra da ölçülebilir kriterlerle yapılmış sınavda aldıkları notlara göre yukarıdan aşağıya doğru atayın bu memleketin çocuklarını. Dünyadaki efendilerin  değil Allah’ın ölçülerini gözetin!

Ne olur bir deneyin bu metodu.  İnanın siz de rahat edecek iç huzuruyla mutlu yaşayacaksınız bu dünyada. Ruhunuz kirlenmeyecek zira! Ruhunu kirletmeyenlere Allah’ın sunduğu izzeti,  rahmeti bereketi hücrelerinize kadar hissedecek bu dünyada da cennet varmış neden bugüne kadar fark etmedik diye hayıflanacaksınız!

Birileri Fetih Suresi okuyarak cehennemi kazandı! Siz de yasal olduğunu varsaydığınız ve  fakat hak gaspı sonucunu doğuran, içinde akıl, mantık, insanlık ve adalet barındırmayan iş ve işlemlerle mülakat mülakat cehenneme yürümeyin!

 Yoksa size ateş dokunur!

Dokunmaz mı yoksa? İnanmıyor musunuz yoksa din gününe?

Yoklayın kendinizi tövbe kapıları kapanmadan!

0
0
0
s2sdefault