A A A

ali galip baltaoglu Ulusal basında Süleyman ÖZIŞIK diye bir köşe yazarı var. Rektöre kurulan kumpasın medyadaki baş aktörlerindendi.  Uşak Belediyesi’nden  kaç para aldığını bilmiyorum. Bildiğim, Fetöcü ilan ettiği rektörden vasıfsız yeğenini öğretim elamanı almasını istemiş rektörde bu teklifi reddetmişti. 

Bu adamı ilk ben 3 Kasım 2016’da “CAHAN SEVDALISI ÖZIŞIK, REKTÖRÜN  TUTUKLANMASINI İSTİYOR HAYDİ SAVCILAR GÖREVE!” başlıklı bir makale ile deşifre etmiştim. CAHAN’ın belediye başkanlığından alınması gündeme geldiğinde ÖZIŞIK,  ulusal basında  CAHAN’a destek attı. “Uşak Belediye Başkanı, 17/25 Aralık sonrası henüz kimsenin FETÖ ile mücadele etmeye cesaret etmediği dönemde, dönemin FETÖ'cü başsavcısı ile  FETÖ'cü rektörün foyasını ortaya çıkarıp onları hapse attıran adamdı” diye  yazdı.  Bu açıklamalar kumpasın kaynağının ifadesi açısından  açık bir itiraftı.  Bunun üzerine ilk yazıdan on bir ay sonra 9 Ekim 2017 “CAHAN SEVDALISI SÜLEYMAN ÖZIŞIK’A AÇIK MEKTUP” başlıklı bir yazıyla çevrilen dolapları deşifre ettim. Ancak kumpasçıların o günlerdeki ulusal basındaki gücü sesimizin duyulmasına engeldi! Duyanlar duysa da kamuoyuna mâl olmadı.

Ve nihayet 8 Kasım 2018’de medyatik ve sözünü sakınmayan romantik İslamcı Fatih TEZCAN ortaya çıktı. Bazı gerçekleri kustu. ÖZIŞIK ve şürekâsına çete dedi. Kendisine katılıyorum. Zira tecrübemizle sabittir.

Fetösever and Fetösavar Süleyman  dün “Bizim mahallenin medyası…” başlıklı

bir yazı yazmış. Şikayet ediyor:  “AK Parti medyasının bir itibarı kalmadı,” diyor. “Acı ama gerçek olan şu ki bugün bizim mahallenin medyasının bir Sözcü kadar Cumhuriyet kadar etki gücü yok! Bizim hiçbir yazarımızın Yılmaz Özdil kadar, Uğur Dündar kadar, Bekir Coşkun veya Emin Çölaşan kadar itibarı yok!...” diyor.  “…Bazen bizi takip eden okurlar, "Siz ve sizin gibiler bizim mahallenin medyasında neden yer bulamıyorsunuz?" diye soruyor.  “Bilmiyorum kardeşim… İstemiyorum da. Hem Doğu PERİNÇEK gibiler çıkıp konuşuyor ya! Bize ne hacet?" diyor.  “Onların sesi daha gür, daha güçlü çıkıyor diyorum Çünkü onlar, kendi adamlarını daha yukarı çıkarmak için çırpınırken, bizim mahallenin medya mensupları birbirinin paçasından tutup aşağı çekmeyi, kendi dava arkadaşının sesini kısmayı, ona iftira atmayı marifet sanıyor,” diyor.  “Söz dinlemeyenleri televizyon ekranlarından "Paralelci" ya da "FETÖ'cü" ilan ettiler. Kendileri de ERDOĞAN'a daha yakın, çok daha yakın olabilmek için her şeyi yaptılar. ERDOĞAN'ın hangi gün hangi camide namaz kılacağını adım adım takip edip, hemen yanı başında saf tuttular,   Allah'ın evine Allah için değil, ERDOĞAN için gittiler!” diyor.

Breh Breh breh. Bunlar ne yakıcı tespitler Süleyman!  Neler söylüyorsun sen öyle?

Bir zamanların FETÖseveri bugünün FETÖsavarı Süleyman kemâle ermiş anlaşılan!  Ama bir problem var. Süleyman’ın kendisi iftiracı değil sanki! Meğer eleştiri konusu yaptığı şeyleri kendi başka insanlara yapmamış! İnsanlara FETÖ’cü diye iftira atmamış!  Belediyelerle akçeli işlere girmemiş! Tertemiz maşallah.

Sıkıntıda Süleyman! Allah’ın evine ERDOĞAN için gidenleri eleştirecek kadar hem de! Öyle bir sıkıntı ki, sıkıntı onu muvahhit yapmış! Neredeyse tevhidi inancın ülkedeki sözcüsü olacak! “Sayın ERDOĞAN bunlar size tapıyorlar Allah’a tapmıyorlar” tespitiyle insanları tövbeye davet etmeye ramak kalmış! 

Pes doğrusu. Kendisinin bugüne kadar ortaya koyduğu ERDOĞAN methiyeleri,  iktidardan menfaatlenmek amacından kaynaklanmıyor gibi davranması bir karakter olmuş Sayın Süleyman ÖZILŞIK’ta! Süzme dava adamı sanki! Bugün neyi eleştiriyor Süleyman? Anlayan beri gelsin! 

Bayağı bir dışlanmış anlaşılan. Sözü etkisini yitirmiş! Sitem ediyor yavru kuş! Çok mahzun olmuş! Beni adam yerine koyun, ne olur itibar edin, ayağımdan aşağı asılmayın yükseltin yüceltin beni diye yalvarıyor gibi geldi bana!

Bak Süleyman iyi düşün! Bugün içinde bulunduğun durum zikzaklı ve kıvrak ahlakından olabilir mi? Aşağıdaki  videoyu iyi izle Süleyman!   

https://www.youtube.com/watch?v=XJaTgKjLn8k

Fatih Tezcan her şeyi açıkça anlatmış. Senin belediyelerdeki şantajlarını söylüyor.  “Bunu yazan yazar her gün ekranlardan namus satıyor, Ak Partiyi savunuyor” diyor. Cevap vermişsin. Savcılar bunu suç duyurusu kabul etmeli demişsin. Neden savcıya bırakıyorsunuz? Siz suç duyusunda bulunun. Bildiğim konularda Fatih TEZCAN’ın tanığı olmaya hazırım. Mahkemeye geleyim senin Uşak Belediyesi ile bildiğim ilişkilerini ve insanları nasıl FETÖ’cü ilan edip içeri attırdığınızı anlatayım.

Evet Süleyman… Bugün Ak Parti’nin büyükşehirleri kaybetmesi sen ve senin gibilerin eseri olabilir mi? Bir düşün bakalım?

Ayrıca sözün tam burasında, Türk Edebiyat ve Mizah Tarihine ZÜBÜK gibi bir karakteri çok önceleri gözlemleyip kazandıran Aziz NESİN’i Rahmetle anıyorum. Diyeceksiniz ki Aziz NESİN ateisti rahmet istemedi. Valla ZÜBÜK gibi bir tiplemeyi gözümüze sokan bugün sayısız örneğini görmemizi sağlayan bu adama Rahmet diliyorum. O istemese de diliyorum! Rahmet edip etmemekte Allah’ın bileceği iş! Biz Allah’ın işine karışmayız.

Bak Süleyman ben ulusal medyada yazmıyorum. Benim söylediklerim pek duyulmadığı için Fetih TEZCAN’ın sesinden örnekledim ahlakını! Ama senin hakkında bildiklerimi açıkça ifade ettiğim ve yukarıda bahsettiğim makalelerim var biliyorsun. Seninle ilgili ilk yazımı, CAHAN yargıya götürdü. Mahkeme de yazıyı kaldırdı.  Kimseye ne hakaret vardı ne kişilik haklarına saldırı. Ama mahkeme CAHAN ailesinin FETÖ ilişkilerinden söz edilmesini kişilik haklarına uygun bulmadı. Sonra seni ve belediye ile ilişkilerini anlatan bir yazı daha yazdım. 

http://www.usak.tv/cahan-sevdalisi-suleyman-ozisika-acik-mektup-makale,186.html

Bak Süleyman bu yazıyı bir kez daha oku ve kendine bir de buradan bak. Dikkatli bakarsan bugün yazında eleştirdiğin ve şikayetçi olduğun ne kadar ahlaka aykırı hareket tarzı varsa hepsinin kendi yaptıkların olduğunu göreceksin. 

İtibar istemekle olmaz. İtibar önce adamlık gerektirir. Bunun farkında değilsin Süleyman! Kendini Doğu PERİNÇEK’le aynı kefeye koyuyorsun. Olmadı!  

Doğu PERİNÇEK tasvip ettiğim birisi değildir, geçmişinde ve halinde şüpheli bulduğum bazı yaklaşımlar olduğu için kendisine kefil olmam. Ama onun milli meselelerde son yıllarda koyduğu tavrı da olumlu ve değerli bulurum.

Bak Süleyman, Doğrudur yanlıştır, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu PERİNÇEK’in yazdığı kitaplar senin boyunu aşar! Hukuk Doktoralı bir bilim adamdır. 22 Mart döneminde, 12 Mart döneminde, TCK 141. madde nedeniyle, 20 yıl hapse mahkûm edildi ve yaklaşık iki buçuk sene cezaevinde yattı. 

12 Eylül 1980 darbesinin ardından tutuklandı ve 8 yıl hapse mahkûm edildi 4 yılı geçkin hapis yattı. 1990’da 3 ay Diyarbakır cezaevinde yattı.

Son olarak, 2008 de Ergenekon terör örgütü isnadıyla tutuklandı. 6 yıl yattı. 2014’te çıktı.

Kurduğu partiler kapatıldı. Tekrar kurdu vb.. Anlayacağın Süleyman, PERİNÇEK, senin gibi sözde bir tatlı su muhafazakarı değil. Fikrinin çilesini çekmiş bir dava adamdır. Sen kimsin?  Bence temsil ettiğini söylediğin mahalleyi rezil eden, abisinin sitesinde ve Türkiye Gazetesinde vasatın altında, vatan millet Sakarya nidaları eşliğinde politik yazılar yazan, FETÖ kaosunu kendi çıkarına bir pazara çevirmiş lise mezunu sözde bir yazar! Öyle değil mi?  

Aşağıdaki videoyu izle Süleyman!

https://www.youtube.com/watch?v=vTkbGi4kX6w

Bu adamın Silivri’de 70 yaşında verdiği mücadeleye bak. Doğrusu ben bilinmeyen takipçilerinizin, "Siz ve sizin gibiler bizim mahallenin medyasında neden yer bulamıyorsunuz?" diye sormasına, sizin de “Bilmiyorum kardeşim…İstemiyorum da. Hem Doğu PERİNÇEK gibiler çıkıp konuşuyor ya! Bize ne hacet? demene takıldım.

Bir kendine bak. Bir de PERİNÇEK’e! Sen kim PERİNÇEK kim?

Beni bilen bilir. PERİNÇEK’e güvenmem ve ona ciddi barajım vardır. PERİNÇEK’in tutarsızlıklarını hep eleştirdim. Örneğin, Doğu Türkistan Meselesine bakışını doğru bulmam. Durduğu yeri iddia ettiği milli yaklaşımlarla çeliştiğini düşünürüm. Yine CİA işi 27 Mayıs Darbesini milli bulmasını ve bunu Silivri’de bağırarak söylemesini de tutarsızlık olarak görürüm. Ama Süleyman Bey siz,  onu eleştirecek kıratta bir adam değilsiniz!   

Türkiye’de basın yok diye ağlamayın, sayenizde yok!  Basın olsa sizin gibi kifayetsiz muhterisler ekran mı görür? Ben olsam sizin gibi bir adamı televizyonlara çıkarmam. Hele hele oralarda PERİNÇEK gibi adamların yanında asla program yaptırmam. Düşünsenize sizin söz hakkınızda PERİNÇEK’in söz hakkı da beş dakika. Büyük bir haksızlık değil mi?

Namuslu olmadığı halde namuslu gibi ve merhametli olmadığı halde merhametli gibi, makul olmadığı halde makul gibi davranmak FETÖ ahlakı diye tanımlanıyor bugün.  Muhafazakâr basında maalesef çok yaygın bu tavırlar. Kocaeli’nde kitap fuarında konuşmuşsunuz. Ben Ergenekon döneminde yaşanan mağduriyetlerin ardından beş sene sonra o insanlardan özür dilemiş biriyim. Şimdi bir beş sene sonra aynı şekilde FETÖ mağdurlarından özür dilemek istemiyorum” demişsiniz. İnanılmaz!

Sayın Süleyman ÖZIŞIK galiba hayatınız rolle ve artistik patinajla geçiyor! Ergenekon iddiaları sırasında konumun belli. Taraf ve Zaman Gazetesi kaynaklı birçok iddiayı o gün cansiperane savunmuşsun. Ama iddianameleri okumamışsın. Ulusal basında aleyhine yazdığın adamların iddianamelerini görmeden okumadan yazmak ve ülkeyi yönlendirmek algı yaratmak bir sorumluluğuna ve günahına girmişsin. Adamlar 5-6 yıl yatmış sonuçta,  özrünüz kaç para eder?

Bence sen Allah’ın siz ve sizin gibilerle olan hesabından kork! Makul ve insaflı biriymiş gibi davranma, zira biz seni tanıyoruz. FETÖ mağdurlarından birisini ben çok iyi biliyorum. Ortaya çıkan büyük mağduriyetin ulusal basındaki ayağı bizzat sensin!  Bilmeden değil, bilerek isteyerek taammüden yaptın. Üç beş kuruş için. Uşak Belediye Başkanı CAHAN’la dostluğun için. Ankara’da güçlü ayakları olan çetenin hatırı için! Galiba çıkarın için!  Ne özrü?  Bu kadar basit mi bu işlerin içinden kurtulmak!

5-6 yaşındaki kızı uyurken yanından alıp zindana attığınız mazlumların çocuklarının ve eşlerinin ahı yakacak sizi. Şimdiden yakmaya başladı bile. Ağlama dur bakalım. Bu saatten sonra hala sayılmayı, hesaba alınmayı ve itibar görmeyi mi bekliyorsunuz. Yaptıklarınızı sağır sultan duydu. Bunlar muhtemeldir ki, iyi günleriniz! 

0
0
0
s2sdefault