A A A

ali galip baltaoglu Serik’te arkamızdan iftira ve hakaret edenlerden biri Cengiz YILDIRIM, diğeri Durdu DEMİR YILDIZ isimli iki zat. Rivayete göre biri erkek, diğeri kadın! İki ay devletimiz tarafından dinlenmeye alındığımızda zevkten dört köşe olmuşlar. Sosyal medyada kendilerini mutlu, muzip ve sevinçli hissetmişler. Terbiyesizlikte ses hızını aşmışlar.

Öncelikle Cengiz YILDIRIM’a çoktan beridir hak ettiğini düşündüğüm cevabımı vereceğim.!

Bu kişilerin yaptıklarını gördükten sonra uzun uzun düşündüm. Nasıl bir ruh hali yaşıyorlar diye de bir araştırma yaptım. Neden bu kadar   mutlu olmuşlar anlamaya çalıştım!  Zira benim tanıdığım bildiğim bir komşumu böyle bir suç isnadıyla alsalar, insan olarak üzülürüm. Sonra da aklanmasını diler ve beklerim. Anladım ki, bu tiplerde güzel   bir duygu yok. Ötekinin başına gelen felaketler büyük bir sevinç ve mutluluk yaratıyor bu yaratıklarda!

Başkalarının başına gelen felaketlere sevinmenin felsefede bir adı varmış.  Almanca’da 'Schadenfreude' diyorlar. Türkçe de tam karşılığı yok. Kıskançlığa benziyor ama kıskançlık değil. Felsefeci Schopenhauer bu durumu kıskançlıktan çok daha kötü bir şey! Zalimce ve insanoğlunun en kötücül davranışlarından biri, olarak niteliyor.

Evet Cengiz Efendi öncelikle sana sormak istiyorum.  Başkasının felaketine sevinmek, bu kadar zalim olmak için ne kullanıyorsun? 

Hayrola Cengiz Efendi! Siz beni nereden tanıyorsunuz? Kendinizi kaybetmiş, zulüm sarhoşu olmuş, hakarette sınır tanımamışsınız! Freniniz tutmamış, zembereğiniz

yerinden fırlamış!  Hız felakettir, Cengiz!  Ağızını doldura doldura YAVŞAK demişsin, FETÖ’cü demişsin, demişsin de  demişsin!

O lafları yediririm sana da, şunu merak ediyorum? Ben size ne yaptım? Ne gibi bir zararım dokundu size? Halbuki ben bu memlekette bir sürü YAVŞAK tanıdığım halde kimseye YAVŞAK DEMİYORUM. Zira  YAVŞAK’ların dahi kişilik hakları var ve bu YAVŞAK’lara YAVŞAK demek hukuken suçtur! YAVŞAK’lardan değil ama kul hakkına girmekten ve kanunlardan korkarım ben. YAVŞAK bit yavrusu anlamına geldiği gibi, argoda yapışkan ve yılışık kimseleri tasvir için de söylenen bir sözdür. Dolayısıyla insan suretinde görünen hiçbir YAVŞAK’a YAŞVŞAK demem ben. YAVŞAK’lara YAVŞAK dedim DİYE DE adli kurumlarda hesap vermek istemem.   

Size YAVŞAK demem. Çünkü yapışkan ve yılışık bir kişilik olup olmadığınızı bilecek kadar sizi tanımıyorum. Ayrıca kelimenin asıl anlamıyla  YAVŞAK olmadığınızı da  çok iyi biliyorum. Bit yavrusuna benzemiyorsunuz!  Bayağı bayağı  adamsınız zira! Boyunuza bosunuza bakan sizi muhakkak bir şeye benzetir! Hatta bir ara bakmışlar, benzettikleri şey olduğunuzu zannederek  sizi  belediyede  zabıta müdürü bile yapmışlar!

Bu işlerin boyla bosla olmadığı, bilgiyle, kültürle, namusla, haysiyetle, şerefle ve yürekle olduğu anlaşılınca da zabıta müdürlüğünden almışlar!   Ona buna silah çekmek zabıta müdürlüğü değilmiş meğer! Değil mi? 

 Görevden alınmanızın üzerinden epeyce zaman geçmiş.  Ancak sindirim sisteminizin bozukluğundan olsa gerek, hâla hazmedememişsiniz? Başkan ÇALIK’a  kininizi benim üzerimden kusuyorsunuz, öyle mi?  Evet, size daha önce  görev ve hizmet fırsatı  vermişler ağzınıza yüzünüze bulaştırmışsınız ve elan bulaştırmaya devam ediyorsunuz. Ayıp değil mi? Benden ne kötülük gördünüz de  bu kadar nefret ettiniz bilmiyorum?

Kafan zehir gibi çalışıyor ya Cengiz! Çok zeki ve akıllısın ya. Taaaa üç yıl önce,  benim için, “bu adam FETÖ’cü, bu adamı burayı getirerek siyasi koruma altına alıyorlar demişsin, o zaman sana gülmüşler!

Breh bereh breh. Sen ne  neymişsin be Cengiz!   Sen ne uyanık bir jandarmaymışsın!  Herkes uyumuş ama sen uyumamışsın! Devlet senin gibi bir adamı jandarma da harcamış.  Daha üstlerde bir yerlerde olmalıydınız! Tebrik ediyorum!

Bu arada  sana gülenler doğru bir iş yapmışlar!  Çünkü  gülünecek ve hiç ciddiye alınmayacak  lafları, adam  lafı  diye sarf etmişsin.    Zira iddialarının   hiçbiri  doğru değil.  Tanımadığınız biri için bu tür iddialarda bulunmakta samimiysen ileri derecede ruh sağlığın bozuk demektir!  Yok öyle değil iftira atıyorsan, ahlaken ciddi sıkıntın var demektir!  Bir ihtimal daha var.  O da FETÖ’cü olman! Zira FETÖ’cü olmayana FETÖ’cü iddiasında bulunanların çoğu günümüzde  at izini it izine karıştırmak isteyen FETÖ’cülerdir!  Bu takdirde de  ahlaksız olmanın yanında  vatan hainisin demektir. Ben bunların hiç birini sana yakıştırmak istemem. İnşallah bunlardan hiçbiri değilsindir. Ama şu bir gerçek, bu fiilin terbiye eksikliğini, insafsızlığını, vicdansızlığını açıkça göstermektedir. 

Bak Cengiz Efendi.  Öncelikle terbiyeni takınacaksın ve bilmediğin konularla ilgili böyle boyundan büyük işlere girişmeyeceksin.  Boyundan ve beyninden büyük laflar etmeyeceksin. Öncelikle şunu kafana sok!  Benim siyasi korunmaya filan ihtiyacım yok. Daha doğrusu ben  hayatımın hiçbir döneminde hiç kimsenin korumasına ihtiyaç duymadım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasaları beni korur!  Siyasi korunmaya, mafya türü korunmaya ve benzeri korunmalara, kanunsuzlar ihtiyaç duyar.  Benim hayatım öğretmen/öğrenci  yetiştirmeyle, yazmayla çizmeyle, kültürle ve  bu aziz millete hizmetle geçti. Hiçbir iki ayaklıdan korkum da korunmaya ihtiyacım da yok! 

Karşılıksız olarak hizmetin ne olduğunu anlar mısın bilmiyorum? Ben  bu  Serik’e  Türk Milleti’ne karşılıksız  hizmet ettim. Yaptığım sadece budur. Ama sen haddini   aşmış altında kalacağın  boş laflar etmişsin. Beni “üç yıldır Serik belediyesinin kanını emen fakat yüzünü bile görmediğiniz” cümlesiyle tanımlamışsın.   Beni birilerine, Başkan ÇALIK’a  kapak etmişsin! Bana arkadaşını söyle senin kim olduğunu söyleyeyim gibi, atasözü söyleyerek aklın sıra başkana çakmışsın!  Aferin sana Cengiz! Ne akıllı, ne zeki şeymişsin sen öyle !?  Her tarafından bilgi görgü ve kültür akıyor Cengiz!   Yaşar TOPAL, Ömer GÜRLER, Rasim DEMİRKAN gibi arkadaşlarını gördüğümde, ben de sana bir not verdim. Arkadaşlarını tanıyınca, seni de tanıdım. Zikrettiğin manalı atasözü seni bana tanıttı. Teşekkür ederim.

ŞİMDİ SANA DÜŞEN CENGİZ,  ZERRE KADAR ŞEREFİN, HAYSİYETİN VARSA, BENİM  SERİK BELEDİYESİNİN KANINI NASIL EMDİĞİMİ ISPAT ETMEKTİR.  İspatlamazsan ne olacak? Elbette şerefin tartışma konusu olacak! Bilesin.  

Ayrıca benim bir felsefem var. O felsefenin takipçisiyim.  “Devlet malı deniz yiyen  O….bu  çocuğu” diye bir akım duydun mu?  Bu söz, 12 Eylül darbesinden önce, Milliyetçi Cephe hükümetleri döneminde Öğretmen Okulları Genel Müdürü iken Rahmetli Ayvaz GÖKDEMİR tarafından söylendi. Öğretmen olarak atanan gençlere hitaben bir tören sırasında ifade edildi. Bu tarihten beri bu akımın mensubuyum. Aklının bir köşesinde bulunsun. Hayatım boyunca belediye arabalarının sigorta işlerini alayım ve benzeri gibi emellerim hiç olmadı benim. 

Ayrıca Cengiz, yüzünü bile görmediğimiz diyerek beni tarif etmişsin. Yüzünü bile görmediğin adam, tanımadığın adamdır! Tanımadığın adam hakkında ne hakla ve ne cüretle yorum yapıyor, hakaret ediyorsun?  Tanımadığın adamdan neden nefret ediyorsun? Yüzünü bile görmediğin bir adamın FETÖ’cü olduğunu buraya siyasi korunma için getirildiğini hangi delile dayanarak söylüyorsun?

Bak en uyanık sigortacı Cengiz! Ben Serik Belediyesi’nde yaklaşık 3 yıl boyunca hummalı bir şekilde çalıştım. Sen ve senin gibiler bilmese de çok hizmet ettim. Benden hizmet alanların hepsi beni tanır! Senin gibi adamlarla tanışmak yüzümü göstermek gibi bir derdim olmadı. Ayrıca ortalıkta dolaşacak vaktim de olmadı!  Ama sen öyle bir adamsın ki, yüzünü bile görmediğini söylediğin birisi hakkında üstelik o kişi  kendini savunamayacak durumda iken,  arkasından aşağılık hakaretler edip, yargısız infazlarda bulunmaya utanmadın! FETÖ’cü olduğumu söylüyorsun ya!

ŞİMDİ SANA DÜŞEN,  ZERRE, KADAR ŞEREFİN, HAYSİYETİN NAMUSUN  VARSA, BENİM  FETÖ’CÜ OLDUĞUMA DAİR DELİLLERİNİ ORTAYA KOYMAKTIR.

Namertçe arkadan yazmayacaksın, Cengiz!  Mert olacaksın. Namert olana itibar edilmez. Mert olacak arkadan konuşmayacaksın ki, itibarlı olasın. Ama biliyorum böyle bir tarz size ters! Arkadan konuşup dedikodu yapmak, yukarı mahallede söylediğiniz yalana aşağı mahallede inanmak, böylelikle kendinizi değerli hissetmek, adam saymak gibi bir cüretiniz ve cehaletiniz var! Sana tavsiyem şudur. Bence sen sigortacılığa devam et. Tanımadığın insanlara bulaşma. Büyük lokma ye, büyük laf etme. Bu işler senin boyunu çok aşar. Bilmem anlatabildim mi?

Ayrıca artık seçim zamanı, kazanacak bir belediye ekibine dâhil ol. Hiçbir beklentim olmadan falanca adayı destekliyorum diye sosyal medyadan paylaşımlar yap. Bütün Serik ayağa kalkacak ve seni takip edecektir!  Seçilecek bir yerden kendini belediye meclisi adayı yaptır. Serikliyi kendin gibi yüksek bir değerden mahrum etme! Sonra da belediye araçlarının sigorta işlerini almaya bak. Sen belediyenin kanını değil, sigorta işlerini em! Ayrıca, yapabilirsen bir de makam kapmaya bak. Bütün bunları yapamazsan muhataplarına belediyenin kanını emen adamlar diye hakaret etmeye başla emi?

Bana sorarsan emmek emdirmek işlerine girme de, başına iş alma bence! Sonra kim nereyi emmiş, kim neyi emmek istemişte emememiş, emenler, emdirenler, emdirmeyenler hepsi konuşulur, ister istemez sen de gündem olursun. Yapma böyle şeyler de başın ağrımasın.

SİZE GELİNCE DURDU DEMİR HANIM.

Doğrusu sizi değerlendirmekten acizim. Hakkımdaki iftiralarınız ve hakaretleriniz cüretinizi ele veriyor. Yasalardan korkmadığınız himaye edileceğinize inancınız tam gibi görünüyor. Tanımadığınız bir insan hakkında ağızınızı doldura doldura vatan haini FETÖ’cü demenizi hakaretler yağdırmanızı yadırgadım. Bu iddialarınızı ispatlamanızı bekliyorum.

Bak Durdu Hanım. Sizin kiminiz kimseniz yok mu? Sahibiniz, eşiniz, dostunuz arkadaşınız veya  sizi uyaracak başka bir mekanizma yok mu? Siz nasıl bir kamu görevlisisiniz? Anlamak mümkün değil. Doğrusu sizin amirlerinizi de anlamak mümkün değil. Devlet bu kadar mı şirazeden çıktı? Devlet sistemi doğru düzgün işlese sizi bir dakika orada çalıştırmazlar. Bilgimize görgümüze hürmetiniz yok biliyorum ama yaşıma güvenerek size bir tavsiyede bulanayım. Hareketlerinize sözlerinize dikkat etmeli, devlet memurluğu sıfatına sahip olmalısınız. Devlet memuru vakar ve haysiyetine yakışır davranışta bulunmalısınız.

Bakın farkındaysanız size karşı edepli bir dil kullanıyorum. Neden? Çünkü gerek ailemiz, gerekse kültür ve medeniyetimiz bize kadını kutsal belletti. Kadın anadır. Kadın bir toplumun bel kemiğidir. Kadın nesillerin kültürü ve kaynağıdır. Bu nedenle kadınlara karşı konuşurken yazarken bin düşünüp, bir yazarım. Size karşı yazarken neden bilmiyorum, sizi kadın gibi görmek istemiyorum. Nedeni duygusal hoyratlığınız, bir kadına yakışmayan hakaret diliniz, saygı sınırlarını kolaylıkla aşabilmeniz, kaba bir Seriklilik edebiyatıyla provokatif eylemleriniz olabilir mi?

Masuniyet karinesinin ne olduğunu, kişilerin haklarında mahkûmiyet kararı olmadan dahası bu karar kesinleşmeden suçlanamayacağını öğrenmiş olmanız gerekirdi. Hangi hukuk fakültesinde okuyordunuz siz sahi? Duygusal hoyratlıktan bahsederken, benim üzerimden başkalarına saldırmanızı da söz konusu edeceğim. Ayıp, çok ayıp ediyorsunuz!

Bak kardeşim, hakkımdaki yazılarını bir araya getirip hepsini inceledim. Nasıl yazabildin böyle şeyleri anlamıyorum! Bir kadın bunları nasıl yazar? Yaptığının büyük bir edepsizlik olduğunu nasıl fark etmezsin? Eski bir belediye başkanını tahrik etmek, yanlış tepkilerde bulunmasını sağlamak için bu kadar basit provokasyonlara girişmek sana ne kazandırır?   

Bana VATAN HAİNİ FETÖ’cü demiş, bu durumu DÜNÜRÜN FETÖ’cü çıktı diye Mehmet HABALI ile ilişkilendirmişsiniz? Sayın HABALI, Serik’in bundan önceki belediye başkanı. Şimdi de DSP’den belediye başkanı adayı. Bu beyefendinin yeğeniyle de benim bir akrabam evli de!  Bundan size ne? İnsanların akrabalık bağları sizi neden ırgalıyor? Sosyal medyayı kadınlar hamamı ortamına çeviriyorsunuz? Böyle bir provokasyondan ne murat ediyorsunuz? İsteseniz gençler sizin hatırınız için boşansın! Memnun mu olacaksınız? Ne acayip bir insansınız!

İsminiz Durdu imiş. İsminiz dursun da beyniniz durmasın lütfen! En kötü ihtimali düşünelim. Diyelim ki, ben bir FETÖ’cüyüm. Bu Mehmet Bey’e ne gibi bir eksiklik getirir? FETÖ’cü mü olur Mehmet Bey? Mehmet HABALI’ya hitaben  “Hadi konuş. Dünürün FETÖ’cü çıktı. Niye konuşmuyorsun?” gibi sözlerinizin ve tavrınızın ahlaki bir yanı var mı? Herkesi kendiniz gibi sağa sola saldırsın istemeniz sağlıklı bir tavır değil. Dahası çok ayıp! Herkesin ailesi çoluğu çocuğu var. Ayrıca aile kurmuş insanlara saygısızlık etmeye utanmıyor musunuz? Mantık muhakeme izan yok mu sizde? Diyelim ki ben FETÖ’cüyüm! Akrabamın bu işte kabahati ne? İsmim üzerinden aile kurmuş insanlara, bir şekilde akraba olmuş insanlara, siyasi kişiliklere saldırmak, insana ve insanlık onuruna uygun mu? Hele ki duygusal zekâsı yüksek olması gereken bir kadına, bir hanımefendiye yakışıyor mu!?  Bir anneye yakışıyor mu?  Böyle bir durumda yaşanan olaylarla hiç alakası olmayan aile kurmuş insanlar nasıl etkileniyor, hiç düşündünüz mü? 

Varsayalım ki, yakın bir akrabanız, halanızın oğlu  FETÖ’cü çıktı. Ben sosyal medyadan “Ey  Durdu Demir halanın oğlu FETÖ’cü hadi çık konuş” desem, bu kurulan cümlenin bir anlamı var mı? Amcasıyla akrabasıyla oğluyla kızıyla insanlar suçlanabilir mi? Suçların şahsiliği diye bir ilke duydunuz mu? Hangi hukuk fakültesinde okuyordunuz sahi siz?

O dönemde ileri geri, başkana seslenmişsiniz. Hakaret etmiş, belediyede beslediğin adam FETÖ’cü çıktı diye adeta zafer naraları atmışsınız. Bunu siyaset mi zannediyorsunuz? Böyle yapınca Serik’in ileri geleni mi olacaksınız? Siz bunları söyleyip insanların şereflerine haysiyetlerine kişilik haklarına saldırdığınızda herkes size veya destek verdiğiniz siyasi anlayışa koşup destek mi verecek sanıyorsunuz?

Ayrıca Durdu Hanım aklınızda bulunsun, ben besleme değilim. Kimsenin beni beslemesine ihtiyacım yok! Kendi kendimi besleyebiliyorum hamdolsun! Hayret ediyorum böyle şeyler nasıl aklınıza geliyor? Şu kadarını söyleyeyim. Öncelikle belediyelerle ilgili algınızı değiştirin! Belediyeler kimsenin besleneceği kurumlar değildir. Belediyeler halka hizmet kurumlarıdır. Şehri imar edecek şehrin sosyal kültürel ve ekonomik sorunlarıyla ilgilenecek, halka hizmet verecek  kurumlardır. Besleme merkezleri değil! Bu algınız nedeniyle sizler belediyelerden uzak durun bence!

Bakın Durdu Hanım uzun süredir yazılarınızda bu durumu devamlı kaşımanızdan Mehmet Bey’le bizim ilişkilerimizi merak ediyorsunuz kanaatine vardım. Ben Mehmet Bey’le başkanın kardeşinin taziye ziyaretinde, bir nişanda ve bir de düğünde karşı karşıya geldik ve merhabam vardır. Kendisini yakından tanımıyorum. Ağabeyi Kasım HABALI’yı iyi tanıyorum. Beraber yiyip içmişliğimiz var. Dünya iyisi bir insandır. Size en çokta bu insanları üzdüğünüz için kızıyorum doğrusu. Mehmet Bey, Kasım HABALI’nın ağabeyidir diye, Mehmet HABALI’yı tahkir, tezyif ve tahrik etmenizi son derece yakışıksız buldum ve buluyorum. Yapmayın böyle şeyler. 

Ramazan ÇALIK’ta benim yaklaşık kırk yıllık arkadaşım ve kardeşimdir. Onun hatırı için buraya geldim. Siyasi figürlerin seçim zamanları meydana çıkmaları birbirine rekabet etmesi normaldir. Fakat birbirine hakaret etmesi, saygısızlık etmesi normal değildir. Halkın siyasetçilerden böyle bir beklentisi yoktur. Siyasetçilerin şak şakçıların etkisinde böyle şeyler yapması kendilerine kaybettirir.

Sizin bir kadın olarak  siyasetçilerden kaba bir dil beklentisi içinde olmanız, bunun için  geçmişte Sayın ÇALIK’a,  Sayın HABALI’ya  bugünlerde ise  bazı siyasetçilere küstahça ve hakaretamiz ifadelerle saldırmanız doğru değildir. Siyasetçilerin akrabalık ilişkilerini siyaset malzemesi yapmanız yerli yersiz amiyane tabiriyle laf sokmanız son derece ayıp ve hayret verici!  Aynaya bakın lütfen. Ne görüyorsunuz? Bu yaptıklarınızı bir hanımefendiye yakıştırıyor musunuz? Aile terbiyesi almış erkek veya kadın hiçbir kimse için uygun olmayan bu tür sözler ve fiiller elbette sizin gibi bir hanımefendi için de uygun değil. Bir hanımefendi olarak size nezaket zarafet ve mümkünse asalet daha çok yakışır. Bu durumu lütfen farkedin!

Sonuç olarak bacım, gel vazgeç bu işlerden. Yanlış yapıyorsunuz. Ne kendi ruhunu, ne de bizim ruhumuzu kirletme. Farkında değilsiniz ama vazgeçilmezim dediğin yavrunuzdan vazgeçiyorsunuz. Kendine acımıyorsan yavruna acı! Hakkınızda daha fazla dava açmak istemiyorum. Size bacı, ana, hanım, hanımefendi demek istiyorum. Kimyanızı bozmayınız ki, siz ve sizin şahınızda kadınlara saygımızı koruyabilelim. Hoyratça davranışlar bir kadına asla yakışmıyor!

Biliniz ki, siyaset veya siyasi rekabet insanlığın önünde değildir. Seçim zamanı seçim döneminde 1.5-2 ay siyasi mücadele yapılır. Sonuçta sandıktan çıkan tebrik edilip yola devam edilir. Bu bir kültürdür. Bu kültürün Serik’te de gelişmesi için çalışmak gerekir. Aksi takdirde Serik gelişmez. Serikliliği gerçekten önemsiyorsanız, şu sıralar söylediğiniz gibi Serik gençliğine hizmet etmek, güzel örnek olmak istiyorsanız, kavgaya gürültüye değil hizmete ve insanlığa pirim verin. Ne idüğü belirsiz sahte hesaplar ardında size övgü düzenlerin dolmuşuna binmeyin, bilmediğiniz konularda söz söylemeye kalkmayın.

Yine bilmediğiniz, tanımadığınız insanlar için vatan haini gibi boyunuzu aşan tanımlamalar yapmayın. Sonra altında kalır üzülürsünüz. Ne üzün, ne de üzülün!  Açıkça sorarsanız merak ettiğiniz konularda sizi aydınlatmaktan kaçınmam. Zira ben yaptığım her türlü iş ve işlemlerde gücümü doğruluğumdan şeffaflığımdan alırım. Devletimden ve milletimden gizleyecek hiçbir konu yok.  Bilmem anlatabildim mi?

0
0
0
s2sdefault